Yayın:
Uluslararası belgelerde ve Türk hukukunda çalışma yaşamına ilişkin hakların dava edilebilirliği

dc.contributor.advisorKılkış, İlknur
dc.contributor.authorGüneri, Hatem Gül
dc.contributor.departmentSosyal Bilimler Enstitüsü
dc.contributor.departmentÇalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Ana Bilim Dalı
dc.contributor.departmentİş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Bilim Dalı
dc.contributor.orcid0000-0002-9603-7005
dc.date.accessioned2024-03-12T06:36:11Z
dc.date.available2024-03-12T06:36:11Z
dc.date.issued2023-12-01
dc.description.abstractGünümüze değin, sosyal hakların diğer haklar kadar öncelikli ya da mühim olmadığına dair iddialar geniş ölçüde taraftar bulmuş ve insan haklarını klasik haklardan ibaret sayan yaklaşımlara meyledilmiştir. Sosyal hakların ikinci kuşak haklar olarak kabul edilmesi, hakların bir hiyerarşi içinde olduğu şeklinde yorumlanarak bir nevi ikinci sınıf insan hakları algısı ortaya konulmuştur. Uluslararası alanda insan hakları ihlalleri konusunda verdiği bağlayıcı kararlarla en etkili araç olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), kabul ettiği davalarda da aldığı kararlarda da insan haklarının bütünselliği ve klasik haklar ile sosyal hakların birbirinin ayrılmaz parçası olduğu hususunda hala tatmin edici uygulamalardan uzaktadır. AİHM, uluslararası alanda bu kadar güçlü bir denetim mekanizması olarak var olmasına rağmen, sosyal haklarla ilişkili sınırlı sayıdaki konu başlığını medeni ve siyasal haklarla olan bağlantısı sebebiyle ele almaktadır. Türkiye, 1990’lı yıllardan itibaren, insan hakları mevzuatını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ile uyumlu hale getirmeye, mahkemeler, AİHM’nin içtihatlarına yer verdiği kararlar üretmeye gayret etmiştir. Bireysel başvuru yolunun açılmasından sonra Anayasa Mahkemesi’nin AİHM kararları ile uyumlu kararlar aldığı görülmektedir. Bununla birlikte, Türk anayasal düzenimizde insan hakları ihlallerine ilişkin yargı denetimi hala yolun başındadır. Bunun da en önemli göstergelerinden birisi ülkemizdeki hak ihlallerine yönelik AİHM’e yapılmış başvuruların sayısı ve mahkemece verilen ihlal kararlarıdır diyebiliriz. Dolayısıyla bu tezin ortaya koyduğu husus, hakların bölünmezliği ve aralarında bir hiyerarşi olmadığı savı ile çalışma yaşamı bağlamında sosyal hak uyuşmazlıklarının ulusal ve uluslararası mahkemelerde dava edilebilir olduğudur.
dc.description.abstractUntil today, the assumption that social rights are not as prioritized or important as other rights has found broad support and people tend to symphatize with approaches that deem human rights in the category of classical rights. Assuming social rights are second degree rights led to the interpretation of a hierarchy between communities and people, which led to the perception of a distinction between first class human rights and second class human rights. In the international arena, European Court of Human Rights, the most effective tool for human rights violations due to its binding decrees, is still far from satisfactory applications both in admitted cases and taken decisions in terms of integrity of human rights and inseparability of classical rights and social rights. Despite of its presence as a powerful tool of regulation in the international arena, the court inspects a limited number of cases on social rights and only due to their relation to civil rights and political rights. Starting from 1990’s, Turkey strived to render its human rights regulations compatible with the European Convention on Human Rights (ECHR) and Turkish courts strived to produce verdicts that are in line with the precedence of the Court. Once individual applications to the court are granted from Turkey, it has been observed that the verdicts of the Constitutional Tribunal of Turkey were compatible with the court. In addition to this, Turkish constitutional order is on the bottom of the ladder in terms of its development on audition of human right violations. One of the most prominent indicators of this, is the number of applications from Turkey to the court and the number of violation verdicts issued by it on Turkish Courts. Hence, this thesis aims to support the concepts of inseparability of rights, fallacy of the hierarchy of rights and the enunciation and in the context of working life, justiciability of social rights disputes both in national and international courts.
dc.format.extentXIV, 292 sayfa
dc.identifier.citationGüneri, H. G. (2023). Uluslararası belgelerde ve Türk hukukunda çalışma yaşamına ilişkin hakların dava edilebilirliği. Yayınlanmamış doktora tezi. Bursa Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/11452/40344
dc.language.isotr
dc.publisherBursa Uludağ Üniversitesi
dc.relation.publicationcategoryTez
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.subjectTemel insan hakları sözleşmeleri
dc.subjectSosyal haklar
dc.subjectYargılanabilirlik/dava edilebilirlik
dc.subjectTürk hukuk düzeni
dc.subjectBasic human rights
dc.subjectSocial rights
dc.subjectJusticiability
dc.subjectTurkish law order
dc.titleUluslararası belgelerde ve Türk hukukunda çalışma yaşamına ilişkin hakların dava edilebilirliği
dc.title.alternativeThe justiciability of rights related to working life in international documents and Turkish law
dc.typedoctoralThesis
dspace.entity.typePublication
local.contributor.departmentSosyal Bilimler Enstitüsü/Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Ana Bilim Dalı/İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Bilim Dalı

Dosyalar

Orijinal seri

Şimdi gösteriliyor 1 - 1 / 1
Küçük Resim
Ad:
Hatem_Gül_Güneri.pdf
Boyut:
3.62 MB
Format:
Adobe Portable Document Format