Please use this identifier to cite or link to this item: http://hdl.handle.net/11452/67
Title: İbnü'l-Melâhimî'nin kelâm sisteminde tevhid anlayışı
Other Titles: The concept of tawhi̇d i̇n the theology of Ibn Al-Malahi̇mi̇
Authors: Koloğlu, Orhan Şener
Özerol, Mehmet Fatih
Bursa Uludağ Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü/Temel İslâm Bilimleri Anabilim Dalı/Kelam Bilim Dalı.
Keywords: Mutezile
İbnü’l-Melâhimî
Hüseyniyye
Behşemiyye
Tevhid
Hudûs
Ma'nâ
Hâl
Mutazila
Ibn al-Malāhimī
Husayniyya
Bahshamiyya
Unity of God (Tawheed)
Hudūth
Issue Date: 1-Feb-2019
Publisher: Bursa Uludağ Üniversitesi
Citation: Özerol, M. F. (2019). İbnü'l-Melâhimî'nin kelâm sisteminde tevhid anlayışı. Yayınlanmamış doktora tezi. Bursa Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Abstract: Kelâm ilminde Allah Teâlâ’nın âlemin yaratıcısı olduğunu ispatlamak için kullanılan hudûs delili, öncelikle ele alınan konu cisimlerdeki değişikliklerin nasıl meydana geldiği ile ilgilidir. Bu konuyu Mutezile içerisinde oluşan Behşemiyye ile Hüseyniyye ekollerine mensup kelâmcılar da ele alıp incelemişler ve farklı metotları uygulayarak farklı sonuçlara ulaşmışlardır. Hüseynîler’i diğer Mutezilî anlayışlardan özellikle Behşemîlerden farklı kılan temel düşüncelerden biri de cisimdeki değişikliklerin ma‘nâ sebebiyle değil de, doğrudan fâil sayesinde gerçekleştirildiğini ileri sürmüş olmalarıdır. Bu mesele, tabiat felsefelerinin merkezinde ma‘nâ kavramının bulunduğu Behşemiyye ile Hüseyniyye ekolü arasındaki temel ayrışmayı oluşturur. Behşemîler, cisimdeki değişikliklerin ma‘nâ sebebiyle gerçekleştiğini iddia ederken, Hüseynîler ise aynı değişikliklerin sebebinin herhangi bir ma‘nâ olmaksızın doğrudan fâil olduğunu savunmuşlardır. Cisimlerin hudûsunun izahında Behşemîler, arazları gerçek (reel) varlıklar olarak kabul etmişlerdir. Gerçek varlık olarak düşündükleri arazların birer ma‘nâ olduğunu kabul etmelerinden dolayı takip ettikleri metoda “meâni metodu” denilmiştir. Buna mukabil Hüseynîler ise arazları dolayısıyla ma‘nâları reel varlık olarak değil de cismin ahkâm ve ahvâlini belirleyen sıfatlar olarak kabul etmişlerdir. Bu nedenle de Hüseynîler’in düşünce sistemlerinde kullandıkları metoda “ahvâl metodu” denilmiştir. Behşemiyye ile Hüseyniyye arasında isbât-ı vacip konusundaki temel farklılık hudûs delili kapsamında ve özellikle de hudûs delilinde merkezî bir yer tutan ma‘nâ kavramı etrafında oluşmuştur. Hüseyniyye ekolünün Behşemiyye ve Eş’arîlikten farklı görüş beyan ettiği bir başka konu sıfatlar hakkındadır. Nitekim Behşemîler sıfatları birer hâl, Eş’arîler ise zâttan ayrı birer ma‘nâ şeklinde telakki ederken Hüseynîler sıfatları Allah Teâlâ’nın zâtının zorunlu olarak ortaya koyduğu hükümler olarak düşünürler. Sıfatlar zâtın âlim, kâdir oluşunu sağlayan birer emr’dirler. Bu emrler zâtın bu vasıflara sahip olmasını sağlayan ve zâttan ayrı olan birbirinden farklı hükümlerdir. Ancak bu hükümlerin zâttan ayrı oluşu ontolojik anlamda değildir. Hükümlerin zâttan ayrı oluşları zâtın kâdir ve âlim olma vasıflarının bilinmesi içindir. Böylelikle hüküm olarak telakki edilen sıfatlar birbirinden farklı oldukları için Allah Teâlâ’nın kâdir oluşu ile âlim oluşunu ayrı ayrı bilmemiz mümkün olacaktır.
One main issue for the kalām’s argument of createdness (hudūth) to prove that Allah is the creator of the universe is related with how the changes in objects take place. Bahshamiyya and Ḥusayniyya schools within Mu‘tazila also focused on this issue and reached different conclusions using different methods. One of the main ideas that make Ḥusaynīs different than other schools in Mu‘tazila, particularly Bahshamīs, is that they proposed that the changes in objects is not because of maʿnā, but directly because of the agent (fāʿil) himself. This issue constitutes the main divergence between Bahshamiyya and Ḥusayniyya, both of which have the concept of maʿnā in the center of their philosophy of nature. While Bahshamīs propose that the changes in the object take place because of maʿnā, Ḥusaynīs argue that the cause of the same changes are due to the agent, regardless of maʿnā. In explanation of the createdness (hudūth) of objects, Bahshamīs accepted accidents (aʿrāḍ) as real entities. Since they consider the accidents that they identify real as maʿnā, the method they follow is called “method of maʿānī.” In contrast, Ḥusaynīs consider accidents, and as a result maʿnās, not as real entities but attributes that define predications (aḥkām) and states (aḥwāl) of the object. For that, the method that they used in their system is called “method of aḥwāl.” The main different between Bahshamiyya and Ḥusayniyya on the issue of demonstration of God (ithbāt al-wājib) evolved around the argument of hudūth, particularly on the concept of maʿnā that is in the center of the argument of hudūth. Another issue that Ḥusaynī school different from Bahshamiya and Ash‘ariyya is about the attributes of God. While Bahshamīs understand attributes as a state and Ash’arīs understand as a maʿnā different from Essence, Ḥusaynīs consider the attributes as the predications (aḥkām) that Allah’s essence entailed. Attributes are amrs (umūr) that makes essence “all-knowing” and “all-powerful.” These umūr are ahkām that are different than essence and provide that the essence possesses these attributes. However, the separation of these ahkām from the essence is not in an ontological sense. The separation of ahkām from the entity is only in the sense that the entity is known in the attributes of “all-knowing” and “all-powerful”. Since the attributes that are considered as ahkām are different than each other, it is possible to separately know that Allah is “all-knowing” and “all-powerful.”
URI: http://hdl.handle.net/11452/67
Appears in Collections:Doktora Tezleri / PhD Dissertations

Files in This Item:
File Description SizeFormat 
543473.pdf3.27 MBAdobe PDFThumbnail
View/Open


This item is licensed under a Creative Commons License Creative Commons