Please use this identifier to cite or link to this item: http://hdl.handle.net/11452/6331
Title: Descartes, Hume ve Kant örnekleri üzerinden bilginin tesisinde hayal gücünün işlevi: Bir eleştiri denemesi
Other Titles: A critical enquiry into the epistemological functions of imagination in Descartes, Hume and Kant
Authors: Cevizci, Ahmet
Kovanlıkaya, Aliye
Çıvgın, Ayşe Gül
Uludağ Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü/Felsefe Anabilim Dalı/Felsefe Tarihi Bilim Dalı.
Keywords: Modern felsefe
Epistemoloji
Temsil
Sentez
Hayal gücü
Hissetme yetisi
Düşünme yetisi
Hafıza
Modern philosophy
Epistemology
Representation
Synthesis
Imagination
Sensibility
Faculty of reason
Memory
Issue Date: 3-Mar-2014
Publisher: Uludağ Üniversitesi
Citation: Çıvgın, A. G. (2014). Descartes, Hume ve Kant örnekleri üzerinden bilginin tesisinde hayal gücünün işlevi: Bir eleştiri denemesi. Yayınlanmamış doktora tezi. Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Abstract: Genel olarak bakıldığında modern felsefe bilginin mahiyeti, kaynağı ve sınırları hakkındaki problemler ekseninde şekillenmiştir. Bu dönemde bilgi, beşeri yetilerin (örneğin hissetme, hayal gücü, hafıza, düşünme yetilerinin) sistematik bir analizi ve tasnifi üzerinden kuşatılmak istenmiştir. Bu analiz ve sınıflama, görülmektedir ki, esasen, bilme kuvvetinin, yöneldiği nesne alanının araştırılması üzerinden teşrih edilmesi yoluyla gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla, yönelinen nesnelerin çeşitliliğine bağlı olarak, yönelen kuvvetin yerine getirdiği fonksiyonlar birbirinden tefrik edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma, modern felsefenin üç önemli filozofu olan Rene Descartes, David Hume ve Immanuel Kant'ın düşünce sistemlerinde bilginin tesisi açısından "hayal gücü"nün yeri ve işlevini konu edinmektedir. Descartes'ta hayal gücü, maddi cevherin çeşitlendirilerek bilinmesine imkân tanıyan bir kuvvettir. Hume'da aynı yeti, izlenimlerin idelere dönüştürülmesini ve ideler arasındaki farklı türdeki bağlantıların kurulmasını sağlamaktadır. Kant'ta ise hayal gücü, hissetme ve düşünme yetilerinin birbiriyle ilişkisini temin eden aracı bir meleke olarak işlev görmektedir. Şimdi, bu çerçevede, çalışmanın üç katmanlı bir hedefi bulunmaktadır. İlk olarak, hayal gücüne, adı geçen filozofların sistemlerinde neden gereksinim duyulduğu derinlemesine irdelenecektir. İkinci olarak, hayal gücüne yüklenen işlevlerin, filozofların kendi sistemleri içerisinde ilgili gereksinimi karşılayıp karşılamadığı tartışılacaktır. Son olarak, mukayeseli bir çözümleme yoluyla, Descartes, Hume ve Kant'ta bilginin tesisinde hayal gücünün yerine getirdiği faaliyetler, eleştirel bir düzlemde değerlendirmeye tabi tutulacaktır.
In general, modern philosophy has been shaped by the problems about the content, source and limits of knowledge. During that period of the history of philosophy, knowledge was tried to be comprehended within the systematic analysis and classification of mental abilities of human beings like sensibility, imagination, memory and rational faculty. This kind of analysis and taxonomy was realised essentially through the investigation of intentional object-areas of faculty of cognition which allow at the same time a dissection of that faculty. In this manner, it is attempted to discriminate by those philosophers the different functions of faculty of cognition depending on the diversity of intentional objects. The subject matter of this study is the significance and function of the imagination in terms of formation of the knowledge in the systems of Rene Descartes, David Hume and Immanuel Kant, three prominent thinkers of modern philosophy. In Descartes, imagination is a power/faculty apprehending material substance via an act of called diversification. In Hume, the same faculty transforms impressions to the ideas and also establishes different relations among ideas. Lastly, in Kant, imagination appears as an intermediate power that connects sensibility and understanding. Now, in this context, the study has a threefold aim. Firstly, the necessity of function of imagination in the systems of Descartes, Hume and Kant will be considered in detail. Secondly, the assigned function of the imagination will be inquired in order to find out whether these functions meet the requirements of those philosophers' relative systems or not. At last, activities of the imagination with regard to the formation of knowledge will be evaluated critically by a comparative analysis.
URI: http://hdl.handle.net/11452/6331
Appears in Collections:Doktora Tezleri / PhD Dissertations

Files in This Item:
File Description SizeFormat 
363750.pdf2.85 MBAdobe PDFThumbnail
View/Open


This item is licensed under a Creative Commons License Creative Commons