Please use this identifier to cite or link to this item: http://hdl.handle.net/11452/4233
Full metadata record
DC FieldValueLanguage
dc.contributor.authorErtürk, Emin-
dc.date.accessioned2019-12-25T07:50:32Z-
dc.date.available2019-12-25T07:50:32Z-
dc.date.issued1984-
dc.identifier.citationErtürk, E. (1984). Ortadoğu-Türkiye ekonomik entegrasyonu petrokimya sektörü. Yayınlanmamış doktora tezi. Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.tr_TR
dc.identifier.urihttp://hdl.handle.net/11452/4233-
dc.description.abstractEntegrasyon kelime olarak "parçaları bütünün içinde birleştirme" iktisadi anlamda ise ülkeler arasında, ayrılık rolü oynayacak unsurların ortadan kaldırılması olarak ifade edilebilir. Serbest ticaretten ekonomik birliğe kadar çeşitli safhaları olan "ekonomik entegrasyon", "ekonomik işbirliği"nden ülke ekonomilerini bütün olarak ilgilendirme özelliği nedeniyle ayrılmakla birlikte, işbirliği entegrasyonun başlangıcı sayılabilir. Uygulamaları 19. yüzyıla kadar geriye götürülen ekonomik entegrasyonun üzerine kurulan teoriyi 1950 'de bu alanda ilk eseri veren Viner'la başlatmak mümkündür. Böylece klasik doktrindeki serbest ticaret tezi, yerini bölgesel yaklaşıma bırakmıştır. Ticaret yaratma ve ticaret saptırmaya ağırlık veren ve üretim etkisi üzerinde durarak bu yolla refah mukayesesi yapan Viner'den sonraki çalışmalar, tüketimi de analizlere katmışlar ve teoriyi geliştirmişlerdir. Geleneksel teorinin daha çok gelişmiş ülkeleri ilgilendirdiği, gelişmekte olan ülkelerin (veya az gelişmişlerin) ise sorunlarına fazla eğilmelimi düşüncesi, kalkınma sorunları açısından dinamik yaklaşımın ağırlık kazanmasına neden olmuştur. Buna bağlı olarak da pazar darlığı, içsel ve dışsal ekonomiler, sanayileşme, döviz tasarrufu gibi genellikle gelişmekte olan ülkelerin sıkıntısını çektiği noktalar üzerinde durulmaya başlanmıştır. Teorideki gelişmelere paralel olarak hem gelişmiş ülkeler, hem de gelişmekte olan ülkeler, yoğun entegrasyon çabası içine girmişlerdir. Oluşturulan entegrasyonlar zamanla bir takım sorunlarla da yüzyüze gelmektedir. Bu sorunluna üstesinden gelmek, ya da başarılı bir entegrasyon oluşturmak için, altyapı sorunlarını çözmek, kalkınma düzeylerini birbirine yakınlaştırmak çabası göstermek, entegrasyonlarda üzerinde durulan temel noktalardır. Ortadoğu ülkelerinde de 1.960 'tan sonra entegrasyon çabaları olduğunu görüyoruz. Arap Ekonomik Birlik Konseyi ve Arap Ortak Pazarı bu çabaların ürünü olmakla birlikte, söz konusu gruplar başarılı birer entegrasyon olamamışlardır. Bunun nedeni bölgenin dinamikleridir. Ortadoğu ülkeleri bir kaçı hariç (Türkiye, Mısır, İran gibi) sanayileşme bakımından oldukça gerilir; aralarında ticari ilişkiler istenen düzeyde kurulamamıştır. Tek tek ele alındığı takdirde pazarları dardır. Bu sorunlarıma bilincinde olan bölge ülkeleri son yıllarda her bakımdan ilişkilerini geliştirme gayretleri göstermektedirler. Ülkeler başka entegrasyonlarda görülmeyen ve entegrasyonu başarılı kılabilecek bir "tamamlayıcılık" içinde bulunmaktadırlar. Petrolden elde edilen gelir bölge ülkelerinin mali potansiyelini arttırmıştır. Bu kaynacın bir kısmı gelişmiş ülkelerde değerlendirilirken, bir kısmıyla da bölgede kalkınma-finansman kurumları diyebileceğimiz kurumlar oluşturulmuştur. Ortadoğu ülkeleri arasında gelişen ilişkilere rağmen, bir takım farklılıklar da vardır. Kalkınma düzeyi, planlama anlayışı önceliği, politik yapı bunlar arasında sayılabilir. Fakat bu farklılıklar Türkiye'yi de içine alan bölge ülkeleri arasında bir entegrasyon için, çözümü zer sorunlar değildir. Entegrasyona bütün ekonomiyi katmak, bu süreci kolaylaştır maktan çek, zorlaştırabilir» Bunun için ticareti serbestleştirmenin yanında, sanayilerden uygun örnekler seçip onların üzerinde durmak daha yararlı görünmektedir. Bu çalışmada sanayide kurulabilecek işbirliği örneklerinden biri üzerinde durulmaktadır ki, o da petrokimya sanayiidir. Petrokimya sanayii ara malı üreten bir sanayi dalıdır. Dünyada 1920'lerien sonra gelişmeye başlayan bu sanayi dalı, Türkiye'de 1965 'ten sonra, diğer Ortadoğu ülkelerinde ise, yoğun olarak 1970 'den sonra kurulmaya başlanmıştır. Ortadoğu ülkeleri hammadde ve enerji maliyetleri bakımından dünyada mukayeseli üstünlüğe sahip bulunmaktadır* Söz konusu üstünlük, ticaretin serbestleştirilmesi,halinde, Türkiye petrokimya sanayiinin aleyhine olacaktır. Bu durum karşısında Türkiye ya ucuz hammadde ve enerji sağlayıcı anlaşmalarla üretimini dikey entegrasyon şartları doğrultusunda sürdürecek ya da petrokimya sanayiine dayalı sanayilerde uzmanlaşarak Ortadoğu pazarında söz sahibi olacaktır. Birinci durum serbest ticaretle çelişeceği için, ikinci durum daha uygulanabilir görünmektedir.tr_TR
dc.format.extentIX, 280 sayfatr_TR
dc.language.isotrtr_TR
dc.publisherUludağ Üniversitesitr_TR
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccessen_US
dc.rightsAtıf 4.0 Uluslararasıtr_TR
dc.rights.urihttp://creativecommons.org/licenses/by/4.0/*
dc.subjectEkonomik bütünleşmetr_TR
dc.subjectOrtadoğutr_TR
dc.subjectPetrokimya endüstrisitr_TR
dc.subjectTürkiyetr_TR
dc.subjectİşbirliğitr_TR
dc.subjectEconomic integrationen_US
dc.subjectMiddle Easten_US
dc.subjectPetrochemical industryen_US
dc.subjectTurkeyen_US
dc.subjectCooperationen_US
dc.titleOrtadoğu-Türkiye ekonomik entegrasyonu petrokimya sektörütr_TR
dc.title.alternativeMiddle East-Turkey economic integration of the petrochemical sectoren_US
dc.typedoctoralThesisen_US
dc.relation.publicationcategoryTeztr_TR
dc.contributor.departmentUludağ Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü.tr_TR
Appears in Collections:Doktora Tezleri / PhD Dissertations

Files in This Item:
File Description SizeFormat 
000138.pdf
  Until 2099-12-31
10.78 MBAdobe PDFView/Open Request a copy


This item is licensed under a Creative Commons License Creative Commons