Please use this identifier to cite or link to this item: http://hdl.handle.net/11452/4050
Title: Voltaire'in din anlayışı ve Türk düşünce dünyası üzerindeki etkileri
Other Titles: Voltaire's conception of religion and its effects on the tradition of Turkish thought
Authors: Yılmaz, Muhsin
Aydın, Ömer
Uludağ Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü/Felsefe Anabilim Dalı/Sistematik Felsefe ve Mantık Bilim Dalı.
Keywords: Voltaire
Aydınlanma
Tanrı
Din
Eleştiri
Etik
Hoşgörü
Özgürlük
Tanzimat
Türk düşüncesi
Edebiyat
İslâmiyet
Enlightenment
Critics
God
Religion
Ethics
Tolerance
Liberty
Reordering
Turkish thought
Litterature
Islam
Issue Date: 27-Dec-2006
Publisher: Uludağ Üniversitesi
Citation: Aydın, Ö. (2006). Voltaire'in din anlayışı ve Türk düşünce dünyası üzerindeki etkileri. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi. Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Abstract: Bu çalışmada, 18. yüzyıl entelektüel yaşamına damgasını vuran ve bu yüzyılın kendi adıyla anılmasını sağlayan Fransız Aydınlanma Hareketinin dört temel kişisi içinde en öne çıkmış olan Voltaire ve onun aydınlanma çerçevesinde işlemiş olduğu din ve ona bağlı yakın kavramlar ele alınmaya çalışılmıştır. Bir bütünlük sağlamak amacıyla da bir yandan aydınlanmanın gelişim ve oluşumuyla ilgili çok temel bilgilere, yaklaşımlara değinmeye, bir yandan da Voltaire’in ülkemizdeki düşünceye etkisi araştırılmaya çalışıldı. Aydınlanma felsefesi, geçmişle bir hesaplaşma ve şimdinin de eleştirisidir. Öznelliklerin bir yana bırakıldığı; nesnele, bilimsele yönelindiği bir çağdır. Dolayısıyla akıl, nesnel eleştiri, doğa, analitik düşünce bu dönemin temel kavramlarıdır. Aydınlanma, insanı, aklını kullanmaya yönelterek ona bireysel varlığının ayırdında olmayı hissettirmiş ve aklını kullanma sorumluluğuyla kişiye bir şahsiyet yükleyerek özgürlükçülüğün ve bireyselciliğin önünü açmıştır. Aklın ve eleştirinin öne çıkması baskıcı kurumlarla (kilise ve krallık) çatışmayı zorunlu kılmış, cumhuriyet yönetimlerine yolu açmıştır. Aydınlanmacılar, batıl inançları ve bilgisizliği aşma adına tüm bilgileri halka açma uğraşı ve cihadı denilebilecek Ansiklopedi olayına da imzalarını atmışlardır. Bu, ancak doğru bilgiyle başarıya ve mutluluğa erişilebileceği inancını da içermiştir. Aydınlanmacılar, Hristiyanlığa karşı cephe alırlarken, konu Tanrı kavramına gelindiğinde, aralarında tam bir birlik görülmez. Kimi, Tanrı’nın varlığını tümüyle reddedip doğaya bağlı materyalist yaklaşımla ateisttir; kimi Hristiyanlığa, giderek dine karşı çıkarken Tanrı’nın varlığını benimser. Bu noktada akıl iki yönlü çalıştırılır. Oluşu başlatacak ilk hareket ettirici bir varlığın olması gerekir ki bu Tanrı’dır. Gerçekte Tanrı olmasa bile Tanrı’nın varlığı insanlık için bir gerekliliktir. Voltaire de böyle bir yaklaşımın temsilcisidir. Kimi de, eleştirmesine karşın ne Tanrı’nın varlığına inanmaktan ne de Hristiyanlıktan tümden vazgeçmiştir. Böylece Aydınlanmacılar dinden bir kopuş yaşamakla birlikte aralarında farklılıklar bulunmaktadır. Voltaire, ruh kavramını kabul etmese de yine de insan açısından bilgi alanını ikiye ayırır: insanın ulaşabileceği bilgi alanı ve ne kadar uğraşsa erişemeyeceği bilgi alanı. Ona göre insana düşen de, erişemeyeceği bilgi alanı demek olan metafizikle uğraşmayı bırakıp, doğa yasalarıyla, deneylerle kanıtlanabilen bilgiye yönelmektir. Voltaire, mevcut dinleri reddederek onların yerine etik’i geçirir ve etik de Tanrı’ya karşı saygılı ve erdemli olmaktan geçer. Erdemli olmak da tüm toplulukların doğru olarak saptadıklarına uymaktır. Başkasına kötülük yapmamak, barış içinde yaşamak vb. Onun kötülük düşüncesi dinlerin günah anlayışından farklıdır. Onun için kötülük, sosyaldir, yani başkasına maddi ve manevi zarar verilmesidir. Peygamberlerin yerine filozofları yeğleyen Voltaire, din ile devlet otoritesinin ayrılmasından yanadır. Voltaire, sadece kendi ülkesini etkilemekle kalmamış, Batı’ya açılmaya çalışan Osmanlı Devleti’ni ve Türkiye Cumhuriyet’ini de etkilemiştir. Batı’da eğitim gören Osmanlı aydınları halkı etkilemenin en etkili yolu olan edebiyatı seçmişler ve bu konuda da Voltaire’i örnek almışlardır. Bu örnek alış, Türk dünyasında da edebiyat yoluyla kendisini göstermiş ve daha sonra siyaset alanına da etki etmiştir. Voltaire’in görüşleri Tanzimat ile birlikte başlayıp, günümüze kadar etkisini sürdürmüştür.
In this study, it is tried to understand the French philosopher Voltaire who is eminent personality between four foundamental action men in the French Enlightenment of 18th century, within his essential notions as religion, god, tolerance, ethics, reason that influenced the intellectual life of the century. And also it is tried to study the origins of this intellectual movement, the process of its formation, its criticised lacking points and Voltaire’s influence in Turkish thought. The philosophy of Enlightenment is called also as Age of Reason and “le siecle des lumières” (century of lights). It is the age of critics directed towards the Church, the royalty goverments and abusive traditions. In this age the notions as the reason, the objective criticism, the science, the liberty, the nature and the analitical thought are defended. The Enlightenment tried to direct the human beings to observe everything in the world in the light of Reason, because its defenders were thinking that human beings could only reach to the achievement and to the hapiness with rational knowledge. Due to this thought they undertook to collect all knowledges of sciences, philosophers and professionals in Encyclopedia. But in fact, despite of their unity around the Encyclopedia and the general name given to them, their thought modes aren’t the same on the subject of God. Some of them are atheists, some of them believe only to unity of God and refuse all existent religions, and some of them continue to be christians, despite of their criticism toward the church and the chistianism. On this subject Voltaire uses his rationality in two ways: for criticism and for return pantially to the religion God has only given the first accelaration to the universe so that it must be in motion and in the dynamism of creativity. And for him even if God doesn’t exist, the Notion of God must be created in the mind of humanity. Because It is necessary for the virtue, to arrange human relations in the societies. Then for Voltaire the existence of God is basic notion to found ethics in humanity. Although Voltaire doesn’t believe to existence of soul, he examines the knowledge in two parts: reachable knowledge and unreachable one. We must to turn towards the reachable, natural, scientific knowledge. The other is metaphysical and one can not solve its problematics. And it is seen that Voltaire refuse all of the religions and subtitute the ethics. For him the ethical is the respect of God and others. To be virtuous means to applicate all trues that are valuable for all societies, as not to harm to the others, not to do evil, to live in peace and so on. Voltaire prefers the philosophers to the prophets and thinks that the religious autoritiy and administrative autority must be separated. Voltaire is the most active man in the conflict with Church and Royalty. He is merciless toward untolerance. Voltaire inluenced not only his own country’s intellectuals, but also the ottomans and the ones of the age of Republic in Turkey, who were desirous to learn the Occidental world. Voltaire was a model for The ottomans who were studying in Occident They had generally chosed the litterature as a way of being impressive. His inflence has expanded also between politicians. Briefly Voltaire’s ideas have continued to influence our intellectuals from the age of Tanzimat (Reordering) to the modern age of today.
URI: http://hdl.handle.net/11452/4050
Appears in Collections:Yüksek Lisans Tezleri / Master Degree

Files in This Item:
File Description SizeFormat 
204306.pdf464.75 kBAdobe PDFThumbnail
View/Open


This item is licensed under a Creative Commons License Creative Commons