Please use this identifier to cite or link to this item: http://hdl.handle.net/11452/1634
Title: 20. yüzyıl Batı sanatında dışavurumcu oto-portre
Other Titles: Expressionist oto-portrait in 20th. century Western art
Authors: Uzunoğlu, Meryem
Gençler, Barış
Uludağ Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü/Resim Anasanat Dalı.
Keywords: Dışavurum
Portre
Oto-portre
Expression
Portrait
Self-portrait
Issue Date: 11-Jun-2015
Publisher: Uludağ Üniversitesi
Citation: Gençler, B. (2015). 20. yüzyıl Batı sanatında dışavurumcu oto-portre. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi. Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Abstract: Bir akım olarak "dışavurumculuk" 20. Yüzyılın erken dönemlerine tarihlendirilse de, yaklaşım olarak çok daha eski zamanlara dayanmaktadır. Çünkü insanoğlu "doğa"yı tasvir ederken içinde yaşattığı tüm duyguları da sanat eserlerine yansıtmıştır. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Sanayi Devrimi, köyden kente göç ve I. Dünya savaşı gibi toplumsal çalkantıların birey üzerindeki yıkıcı etkileri dışavurumculuk akımının bir sanat akımı olarak proleteryanın gelişme gösterdiği Almanya'da ortaya çıkmasına neden olmuştur ve düşünce temeli kısa sürede tüm Avrupa'da benimsenmiştir. Batı sanatında Rönesans'tan itibaren bir dökümantasyon aracı olarak ortaya çıkan portrecilik geleneği, din adamları ve yönetici-soylu sınıfın talepleri doğrultusunda gelişmiştir. Portrecilik, yüzyıllar boyunca sınıfsal statünün göstergesi olarak hizmet vermiştir. Sanatçının kendi suretini tasvir ettiği oto-portreler ise öz-anlatım formları olarak karşımıza çıkmaktadır. 20. yüzyıla kadar olan süreçte resmedilen oto-portrelerin ardında farklı yönlendirmelerin bulunduğunu ifade etmek mümkündür. 15. yüzyılda ön çalışma veya eskiz niyetiyle yapılan oto-portreler, 16. yüzyılda kimlikle ilgili farkındalığın gelişmesiyle birlikte sanatsal maharetin gösterildiği reklam araçlarına dönüşmüştür. Oto-portreler kimi zaman sanatçının toplumsal konumunu yansıtmak kimi zaman da bireylerin cinsel cazibesini ifade etmek için yapılmışlardır. Özel anlara ithaf edilmiş oto-portreler olduğu gibi, anlık duyguların ya da iç hesaplaşmaların ifadesi olan oto-portrelere rastlamak da mümkündür. 20. yüzyılda ise oto-portrecilik sanatçının kendi iç dünyasını araştırdığı bir çerçeveye yerleşmiş ve kendini incelemenin formuna dönüşmüştür. Dışavurumcu oto-portreler, sahiplerinin çeşitli ruh hallerini betimlerken bazen melankolik, hüzünlü bazen de agresif ve tehdit edici görünümlere bürünmüşlerdir. Bu çalışmada dışavurumculuk akımı kapsamında yer alan oto-portre eserlerin çözümlenmesi amaçlanmıştır. Tarama yöntemi kullanılarak oluşturulan bu çalışma altı bölümden oluşmaktadır. İlk iki bölümde; dışavurum kavramı ve dışavurumculuk tanımlanmıştır. Üçüncü bölümde dışavurumculuğu hazırlayan toplumsal ve kültürel etkenler incelenmiştir. Dördüncü bölümde dışavurumculuğu hazırlayan biçimsel etkenler ele alınmış ve beşinci bölümde ise dışavurumculuğun gelişim süreci değerlendirilmiştir. Altıncı bölümde portre ve oto-portre tanımlanmış, benzer ve farklı yönleri tartışılmış, portreciliğin gelişimi incelenmiş ve dışavurumcu oto-portreler çözümlenerek gruplandırılmışlardır.
Although, as an art movement, "Expressionism" is dated in the early 20th century, its origin is roughly way more ancient. The reason for it is that while portraying the 'nature', humans always reflected on their creations all their deeply feelings as well. By the first quarter of the 20th century, the destructive impacts of the social upheavals such as the Industrial Revolution, rural depopulation and World War I on individuals paved the way for the movement of Expressionism to emerge as an artistic movement in Germany. And, soon after that, it was adopted in the whole Europe. The portrait tradition, emerging as a way of documentation in the Western art since the Renaissance, marched towards the demands of the Church, the aristocracy and the Imperial families. The portrait art served in proving the hierarchy within social statues for centuries. A self-portrait in which an artist depicts his own face is a way of self-expression. It is quite possible to state that there were many various motives behind the self-portraits created within the period until the 20th century. Made for the preliminary or sketching purposes in the 15th century, self-portraits turned into the promotion tools, by which the artistic competence and mastery were exhibited, by the increasing awareness on identity in the 16th century. They were created either to reflect the social statues of the artist or to express his sensual appealing. It is possible to find self-portraits, attributed to special moments, as well as being an expression of instant feelings or internal feuds. In the 20th century, self-portrait artistry settled within a frame, in which the artist sought for his own inner-world, and turned into a form of self-examination. Depicting the various states of minds of their owners, the Expressionistic self-portraits lapsed into sometime melancholic and sorrowful, or sometime aggressive and threatening looks. The objective of this study is to analyze the self-portrait works of the Expressionist movement. Constructed by using the scanning method, the study consists of six chapters. In the first two chapters, the notion of 'expression' and 'Expressionism' have been defined. It has been reviewed the social and cultural contributing causes paving the way for the movement in the third chapter. In the forth, the stylistic factors emerging the Expressionism have been discussed and then, the development process of the movement has been assessed in the fifth chapter. Finally, in the sixth chapter, the 'portrait' and 'self-portrait' have been defined, the similarities and differences between the two have been analyzed, and the Expressionistic self-portraits have been categorized by analyzing.
URI: http://hdl.handle.net/11452/1634
Appears in Collections:Yüksek Lisans Tezleri / Master Degree

Files in This Item:
File Description SizeFormat 
427364.pdf9.3 MBAdobe PDFThumbnail
View/Open


This item is licensed under a Creative Commons License Creative Commons